Altın
Vuruş[1]
Bir çok kültür, gelenek ve mitolojide yeri olan güneşe ulaşma ya da dini boyut kazanan Nirvana mitini steampunk diğer ismiyle buhar çılgınlığı estetiğiyle yorumlayan bir kısa film animasyonla buluşuyoruz. Bizleri zamanın ve mekanın belirsiz olduğu bir evrene çağırıyor.
Işıktan güç alarak yaşayan bir robot topluluğunun güneşe ulaşma arzusunu
anlatıyor. Detaylı biçimde tasarlanmış oldukları her hallerinden belli olan bu
robotlar daha büyük bir ışık kaynağına ulaşma mitiyle yaşıyorlar bunun içindir
ki sürekli çizip görme arzusuyla tutuşmuş haldeler. Resimleri hareket ettiren
bir mekanizma sayesinde haberdar oldukları bu mite göre, normalde kanatları
olmayan robotlar, ışık kaynağı olan Güneş en güçlü haline ulaştığında kendi
enerjileri de aynı paralelde yükselir ve kanatlanıp yükselmeye başlıyorlar[2].
Böyle bir
hikayeyi birçok farklı açıdan okumak elbette mümkün. Güneş gibi Paganizmin en
önemli sembollerinden birine gönderme yapmasından başlayarak, Altın Vuruş’un kültürler ötesi kolektif bir hafızaya dair evrensel bir
anlatı kurduğu açık. Robotlar karanlık ve tozlu dünyalarında, daha çok ışığa
erişebilmeyi hep bir umut olarak taşıyorlar zihinlerinde. Robotların, ulaşmaya
çalıştıkları bu hayali kapalı bir yerde, resimlerin hareketlendirildiği bir sistemle
izlemesi ise, hem sinemanın kendisine bir gönderme yapıyor hem de ister istemez
Platon’un mağara alegorisini çağrıştırıyor. Bütün ampuller toplanıyor, devreler
bağlanıyor, sonunda ışık yükseliyor, robotların güç seviyeleri artıyor,
kanatları çıkıyor ve mutlu sona yaklaşıyoruz. Ancak bütün robotlar birer
İkarus’a dönüşmüş oluyor; tam Güneş'e ulaşacakları sırada gücün kesilmesiyle
hepsi yere çakılıyor.

Bu başarıyı
tek başına yüklenen Gökalp Gönen’i de tebrik edemeden geçemiyorum. Evrensel
kavramlara dayanan ve kolektif olarak tecrübe edilen düşün gücümüze ateş gibi
düşüyor. Steampunk estetiği üzerine kurulu, tüm görsel ve işitsel öğelerin detaylı
bir şekilde tasarlandığı, göz kırpışlarına kadar her türden küçük jest ve
mimiğin anlamlı kılındığı bu dünyada, robotlarla özdeşleşmekten kendimizi
alamıyoruz. Evrensel temalarını dünyaya dair herhangi bir kültürden, zamandan
ve mekandan bağımsız olarak ele alması da, filmin anlatısını daha güçlü
kılıyor. İkarus’un balmumu kanatlarının Güneş'e yaklaştıkça eriyişi gibi, Altın Vuruş’un robotları da kendi sonlarını hazırlıyorlar. İsmiyle de bir
çeşit intiharı imleyen Altın Vuruş bizi, tasvir ettiği paslı, metalik dünyanın içinde inancı ve
umudu sorgulamaya davet ediyor. Düşünce gücü yüksek filmi dokuz dakika da insanlığın
dönüşümü ve evrimi vurgulanıyor. Altını eşeledikçe kavramlar ve soyut fikir
tohumları elimizde hayat buluyor. Bu kelime ve kavramları her birimiz kendi
zihin düşümüzde canlanan bilgilerle karşılaştırma fırsatı da sunmuş oluyor.
İnsan
hayatını yada düşüncelerini fikrini birçok yolla anlatabilmekte. Bu yazın
hayatından tutunda kadraja sığdırdığınız her şey olabilmekle beraber sizin
yaratıcığınıza bağlı. Şimdilik gücümün yettiği naçizane bilgilerimi bu yöntemle
-Blogger- paylaşmaktayım. Fakat ilerde -hayalimdir ki- kısa filmle/filmlerle
sizlere ulaşmak isterim. Kısa filmi izlemek için sayfanın altında ki videoya
göz atmanız yeterlidir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder