18 Şubat 2017 Cumartesi

Golden Shot (Altın Vuruş)

Altın Vuruş[1]
Bir çok kültür, gelenek ve mitolojide yeri olan güneşe ulaşma ya da dini boyut kazanan Nirvana mitini steampunk diğer ismiyle buhar çılgınlığı estetiğiyle yorumlayan bir kısa film animasyonla buluşuyoruz. Bizleri zamanın ve mekanın belirsiz olduğu bir evrene çağırıyor. Işıktan güç alarak yaşayan bir robot topluluğunun güneşe ulaşma arzusunu anlatıyor. Detaylı biçimde tasarlanmış oldukları her hallerinden belli olan bu robotlar daha büyük bir ışık kaynağına ulaşma mitiyle yaşıyorlar bunun içindir ki sürekli çizip görme arzusuyla tutuşmuş haldeler. Resimleri hareket ettiren bir mekanizma sayesinde haberdar oldukları bu mite göre, normalde kanatları olmayan robotlar, ışık kaynağı olan Güneş en güçlü haline ulaştığında kendi enerjileri de aynı paralelde yükselir ve kanatlanıp yükselmeye başlıyorlar[2].

     Böyle bir hikayeyi birçok farklı açıdan okumak elbette mümkün. Güneş gibi Paganizmin en önemli sembollerinden birine gönderme yapmasından başlayarak, Altın Vuruş’un kültürler ötesi kolektif bir hafızaya dair evrensel bir anlatı kurduğu açık. Robotlar karanlık ve tozlu dünyalarında, daha çok ışığa erişebilmeyi hep bir umut olarak taşıyorlar zihinlerinde. Robotların, ulaşmaya çalıştıkları bu hayali kapalı bir yerde, resimlerin hareketlendirildiği bir sistemle izlemesi ise, hem sinemanın kendisine bir gönderme yapıyor hem de ister istemez Platon’un mağara alegorisini çağrıştırıyor. Bütün ampuller toplanıyor, devreler bağlanıyor, sonunda ışık yükseliyor, robotların güç seviyeleri artıyor, kanatları çıkıyor ve mutlu sona yaklaşıyoruz. Ancak bütün robotlar birer İkarus’a dönüşmüş oluyor; tam Güneş'e ulaşacakları sırada gücün kesilmesiyle hepsi yere çakılıyor.


Bu başarıyı tek başına yüklenen Gökalp Gönen’i de tebrik edemeden geçemiyorum. Evrensel kavramlara dayanan ve kolektif olarak tecrübe edilen düşün gücümüze ateş gibi düşüyor. Steampunk estetiği üzerine kurulu, tüm görsel ve işitsel öğelerin detaylı bir şekilde tasarlandığı, göz kırpışlarına kadar her türden küçük jest ve mimiğin anlamlı kılındığı bu dünyada, robotlarla özdeşleşmekten kendimizi alamıyoruz. Evrensel temalarını dünyaya dair herhangi bir kültürden, zamandan ve mekandan bağımsız olarak ele alması da, filmin anlatısını daha güçlü kılıyor. İkarus’un balmumu kanatlarının Güneş'e yaklaştıkça eriyişi gibi, Altın Vuruş’un robotları da kendi sonlarını hazırlıyorlar. İsmiyle de bir çeşit intiharı imleyen Altın Vuruş bizi, tasvir ettiği paslı, metalik dünyanın içinde inancı ve umudu sorgulamaya davet ediyor. Düşünce gücü yüksek filmi dokuz dakika da insanlığın dönüşümü ve evrimi vurgulanıyor. Altını eşeledikçe kavramlar ve soyut fikir tohumları elimizde hayat buluyor. Bu kelime ve kavramları her birimiz kendi zihin düşümüzde canlanan bilgilerle karşılaştırma fırsatı da sunmuş oluyor.

      İnsan hayatını yada düşüncelerini fikrini birçok yolla anlatabilmekte. Bu yazın hayatından tutunda kadraja sığdırdığınız her şey olabilmekle beraber sizin yaratıcığınıza bağlı. Şimdilik gücümün yettiği naçizane bilgilerimi bu yöntemle -Blogger- paylaşmaktayım. Fakat ilerde -hayalimdir ki- kısa filmle/filmlerle sizlere ulaşmak isterim. Kısa filmi izlemek için sayfanın altında ki videoya göz atmanız yeterlidir.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sinemanın Hikayesi - Dünden Bugüne

    Siyah Beyaz Kuşak – Sinemanın Hikâyesi       1800’lü yılların sonunda yeni bir sanat formu keşfedildi. Hayallerimize benzi...