20 Şubat 2017 Pazartesi

Yaratılmışlıktan Yaratıcılığa


The Maker

       The Maker, Christopher Kezelos yönetmenliğinde çekilmiş altmış festivalde görüntülenmiş ve yirmi iki tane ödül almış efsane bir kısa film. Bu kısa filmi izlerken ilk başta filmde yalnızlık ve karamsar hava seziliyor. Tek başına bir odada gördüğümüz bir tavşan, kendisine karşıt cins bir tavşan yaratmaya çalışıyor. Çünkü beş dakika otuz saniyelik bu kısa filmin yaklaşık 4 dakikasında erkek tavşanın, dişi tavşanı yaratıp diriltmeye çalışmasını ve bunu zamanla müzikle birleştiren tavşan harikalar yaratıyor. Öyle anlaşılıyordu ki erkek tavşanın, dişi tavşanı hayata getirebilmesi için kısıtlı bir vakti var. Kum saati dolmadan dişi tavşanı canlandırması gerekiyor. Elindeki kitaptan izlemesi gereken adımları takip eden erkek tavşan, arada zamanı da kontrol etmeyi unutmuyor biliyor ki zaman ikisinin de sonu olabilir. Yılmadan süreci sonuna kadar ilerleten erkek tavşan, dişi tavşanın canlanması karşısında elleriyle dişi tavşanın ellerini tutar ardından ona sarılır. Ancak birkaç saniye devam eden bu sarılma sonrası erkek tavşan dişi tavşanın eline bir kitap tutuşturur ve kum saatinin tam dolduğu esnada erkek tavşan yok olur. İşte tam bu yok olma sahnesinden sonra konunun yalnızlık teması yerini yaratıcılığa yaratıcıdan yaratıcılığa dönüşünü izleriz. Ben bu düşünceler içerisindeyken, dişi tavşan için kum saati yeniden dolmaya başlar. Paul Halley’in Winter adlı müziği yeniden başlar ve film biter. Kısa film burada bitti ama ardında bıraktığı soru işaretlerinin ardı arkası kesilmez.

Acaba bu tavşanların neslini devam ettirebilmelerinin tek yolu mu? Kendi soylarının devamı için hayatta oldukları beş dakika boyunca, bir tavşan mı yaratmaları gerekiyor? Ölmeden yeni bir tavşan yaratmak şüphesiz tavşanların soylarının devam etmesini sağlıyor. Fakat o anda hayatta olan o tavşan, yeni bir tavşan yaratıyor oluşunun türlerinin devamına olan katkısının ne kadar farkında dersiniz? Bir düşünsenize; birden bir tavşan olarak hayata geliyorsunuz. Karşınızda size çok benzeyen ve muhtemelen sizi yaratmış bir tavşan var. Bu tavşan önce ellerinizi tutuyor daha sonra size birkaç saniye sıkıca sarılıyor. Bu sarılmanın ardından yaratıcınız olan bu tavşan, elinize bir kitap tutuşturuyor. Kitabı elinize aldıktan sonra odanın içerisindeki bir kum saatinin süresinin bittiğine şahit oluyorsunuz ve tam o anda karşınızda duran bu tavşan, muhtemelen hayatınız boyunca tek göreceğiniz canlı, yok oluyor. Hayata dair hiçbir fikriniz yok. Bildiğiniz tek bir şey var. Sizi bir tavşan yarattı ve bu tavşan ölmeden hemen önce elinize bir kitap verdi daha sonra kum saatinin süresinin doluşuyla birlikte yok oldu. Aniden sahip olduğunuz yekpare bilgiye bir yenisi ekleniyor. Az önce süresi dolduğu için yaratıcı tavşanın ölümüne sebep olan kum saati, kendiliğinden ters çevrilerek yeniden dolmaya başlıyor ve müzik çalmaya başlıyor. Bu durumda ne yapardınız?

  Sorularını ve cevaplarını içinde barındıran bir kısa film. Yönetmenin daha başarılı yapımları olmuştur; The Maker birincisi ise Zero da ikinci sırada gelir. Çok derinlemesine baktığımda tarafımda uyanan ister istemez dini bir gönderme ve zaman okuma anlama icraat arasına sıkışan insanların hayat serüvenini görüyorum. Daha fazla kurcalamıyor yorumları sizlere bırakmak üzere alt sayfa da ki kısa filmimize geçiyoruz.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sinemanın Hikayesi - Dünden Bugüne

    Siyah Beyaz Kuşak – Sinemanın Hikâyesi       1800’lü yılların sonunda yeni bir sanat formu keşfedildi. Hayallerimize benzi...