The Maker
The Maker, Christopher Kezelos
yönetmenliğinde çekilmiş altmış festivalde görüntülenmiş ve yirmi iki tane ödül
almış efsane bir kısa film. Bu kısa filmi izlerken ilk başta filmde yalnızlık
ve karamsar hava seziliyor. Tek başına bir odada gördüğümüz bir tavşan,
kendisine karşıt cins bir tavşan yaratmaya çalışıyor. Çünkü beş dakika otuz
saniyelik bu kısa filmin yaklaşık 4 dakikasında erkek tavşanın, dişi tavşanı
yaratıp diriltmeye çalışmasını ve bunu zamanla müzikle birleştiren tavşan
harikalar yaratıyor. Öyle anlaşılıyordu ki erkek tavşanın, dişi tavşanı hayata
getirebilmesi için kısıtlı bir vakti var. Kum saati dolmadan dişi tavşanı
canlandırması gerekiyor. Elindeki kitaptan izlemesi gereken adımları takip eden
erkek tavşan, arada zamanı da kontrol etmeyi unutmuyor biliyor ki zaman
ikisinin de sonu olabilir. Yılmadan süreci sonuna kadar ilerleten erkek tavşan,
dişi tavşanın canlanması karşısında elleriyle dişi tavşanın ellerini tutar ardından
ona sarılır. Ancak birkaç saniye devam eden bu sarılma sonrası erkek tavşan
dişi tavşanın eline bir kitap tutuşturur ve kum saatinin tam dolduğu esnada
erkek tavşan yok olur. İşte tam bu yok olma sahnesinden sonra konunun yalnızlık
teması yerini yaratıcılığa yaratıcıdan yaratıcılığa dönüşünü izleriz. Ben bu
düşünceler içerisindeyken, dişi tavşan için kum saati yeniden dolmaya başlar.
Paul Halley’in Winter adlı müziği yeniden başlar ve film biter. Kısa film
burada bitti ama ardında bıraktığı soru işaretlerinin ardı arkası kesilmez.
Acaba bu tavşanların neslini devam
ettirebilmelerinin tek yolu mu? Kendi soylarının devamı için hayatta oldukları
beş dakika boyunca, bir tavşan mı yaratmaları gerekiyor? Ölmeden yeni bir
tavşan yaratmak şüphesiz tavşanların soylarının devam etmesini sağlıyor. Fakat
o anda hayatta olan o tavşan, yeni bir tavşan yaratıyor oluşunun türlerinin devamına
olan katkısının ne kadar farkında dersiniz? Bir düşünsenize; birden bir tavşan
olarak hayata geliyorsunuz. Karşınızda size çok benzeyen ve muhtemelen sizi
yaratmış bir tavşan var. Bu tavşan önce ellerinizi tutuyor daha sonra size
birkaç saniye sıkıca sarılıyor. Bu sarılmanın ardından yaratıcınız olan bu
tavşan, elinize bir kitap tutuşturuyor. Kitabı elinize aldıktan sonra odanın
içerisindeki bir kum saatinin süresinin bittiğine şahit oluyorsunuz ve tam o
anda karşınızda duran bu tavşan, muhtemelen hayatınız boyunca tek göreceğiniz
canlı, yok oluyor. Hayata dair hiçbir fikriniz yok. Bildiğiniz tek bir şey var.
Sizi bir tavşan yarattı ve bu tavşan ölmeden hemen önce elinize bir kitap verdi
daha sonra kum saatinin süresinin doluşuyla birlikte yok oldu. Aniden sahip
olduğunuz yekpare bilgiye bir yenisi ekleniyor. Az önce süresi dolduğu için
yaratıcı tavşanın ölümüne sebep olan kum saati, kendiliğinden ters çevrilerek
yeniden dolmaya başlıyor ve müzik çalmaya başlıyor. Bu durumda ne yapardınız?
Sorularını ve cevaplarını içinde barındıran bir kısa film. Yönetmenin
daha başarılı yapımları olmuştur; The Maker birincisi ise Zero da ikinci sırada
gelir. Çok derinlemesine baktığımda tarafımda uyanan ister istemez dini bir
gönderme ve zaman okuma anlama icraat arasına sıkışan insanların hayat
serüvenini görüyorum. Daha fazla kurcalamıyor yorumları sizlere bırakmak üzere
alt sayfa da ki kısa filmimize geçiyoruz.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder